Anasayfa Asım Alptürk EŞİTLİK OLMADAN ÖZGÜRLÜK OLMAZ

Designed by:
SiteGround web hosting Joomla Templates
EŞİTLİK OLMADAN ÖZGÜRLÜK OLMAZ PDF Yazdır ePosta
Asım Alptürk tarafından yazıldı   
Salı, 27 Mayıs 2008 18:13
4632 Defa Goruntulenmistir

Türkiye’de bütün kavramlar çarpıtılıyor, içleri boşaltılıyor, anlamsızlaştırılıyor; bu kavramlardan birisi de kişisel özgürlüklerin genişletilmesi istemi. Buna kim karşı çıkabilir? İnsanın özgürleşmesi, insanlığın tarihidir. İnsanoğlu özgürlük mücadelesini dünyada var olduğu zamandan beri veriyor ve verecek...

Özgürleşme kavramı olağanüstü geniş ve derin bir konu.

Kişisel-subjektif anlamıyla özgürlük, tabiri caizse, felsefi anlamlarla yüklüdür. Özgürlük nedir, dediğiniz zaman soyut cevaplarla karşılaşırsınız. Cevaplar kişiden kişiye değişir, bu sorunun cevabı “hayatın anlamı nedir” sorusuna vereceğiniz cevaba, ruhsal labirentlerinizin uzunluğuna ve karmaşıklığına bağlı olarak değişir. Ünlü düşünürler, muhteşem romanların muhteşem yazarları, filozoflar bu meseleyle uğraşmışlardır; Mesela Sartre, özgürlüğü “çok istediğiniz şeyleri yapmamaktır” şeklinde tarif etmiştir. Camus’nün özgürlük anlayışı başkadır, Dostoyevski’nin başka, Spinoza’nın başka, Witgenstein’ın başkadır. Doğrusu çok ta cazip bir konudur. Bu anlamda bazı insanlar kendilerini hapiste özgür hissedebilir, bazıları son model Mersedesle yanında güzel bir kadınla yolda 200 km sürat yaparken özgür hissedebilir. Dediğim gibi bu, insanın ruhsal düğümleri, girdapları ile ilgilidir. Şüphe yok ki bu durumun kendimizi hayatta nasıl varedeceğimiz ile, hayatın nesnel konuları ile diyalektik bir ilişkisi vardır.

Ama konumuz bu değil. Yani insanların özgürleşmesi talebimizi yinelerken bu tarz bir özgürleşmenin mücadelesini yapmıyoruz.

Konumuz siyasi planda özgürleşmedir, bu çok geniş ve derin bir konu ve bu konuda epeyce yazı yazmak istiyorum.

Bu ilk yazıda bir şema ortaya çıkarma çabasında olacağım.

Sorum şu: Eşitlik olmadan özgürlük olabilir mi?

Özgürlük kavramının altında eşitlik kavramı yatar. İnsanlar özgürlüğü ilkin eşit olmak anlamında düşünmüşlerdir, özgür insan köle olmayan, başkalarına bağlı olmayan, başkalarıyla eşit olan insandır. Bu bazda özgürlük başkalarının istediğini değil, kendi istediğini yapabilmektir. Özgürlük istemi ilkin sosyal bağlılıklar karşısında siyasal bir anlamda dile gelmiştir. Sonra tarihi süreçte özgürlük düşüncesi daha fazla gelişmiş, bu düşünce insanların toplumla ve devletle ilişkilerini düzenleme çabasını çok yoğun bir biçimde içinde barındırmaya çalışmıştır. Özgürlük düşüncesinin iç yapısındaki eşitlik özü daha belirginleşmiş, insanlar kanun önünde EŞİT olmak istemişlerdir.

İnsan önce eylem yapan daha sonra düşünen bir varlıktır. İnsanlık tarihinde eylem düşünceden önce gelmektedir, düşünme eylemin yansımasıdır. İnsanlar önce bir şeyler yapmış, sonra bu yaptıkları dili ve düşünceyi doğurmuştur. İnsan önce eşitliğini yitirmiş, köle olmuş, sonra köleliğin bilincine vararak özgürlüğü düşünmüştür. İnsanlık tarihi insanın her türlü kölelikten kurtulma çabaları ile doludur. İnsanlar binlerce yıldır özgürlüğünü gerçekleştirmek için EŞİTLİĞİNİ sağlamaya çalışmaktadır.


Çağdaş yaygın düşünce siyasal özgürlüğü dört alanda ifade etmek istemektedir:

  1. Yasa özgürlüğü: Bu kavram geniş anlamlar ifade eder. Bir kere öncesinde bir yasa egemenliği gerekir, genel anlamıyla bir yasanın üstünde hiçbir güç olmamalıdır. Yönetenler de yönetilenler kadar yasaya bağlı kalmalıdırlar, hiçbir yönetici hiçbir yönetileni yasadışı bir buyrukla suçlayamamalıdır, tutuklayamamalıdır, insanlar sadece yasaya karşı sorumlu olmalıdırlar, nereye kadar ne yapabileceklerini, ne yapamayacaklarını bilmelidirler.

Yasalar karşısında eşitlik iki hususu barındırır; birinci husus yasaların bir insana verdiği eylem özgürlüğünü diğer insana yasaklıyamama durumudur, yani yasalar bütün insanlara tam bir eşitlikle uygulanacaktır. *Yasa eşitliği bozarak her insan için başka yasak koyamayacaktır. Bu amacı gerşekleştirecek iki kurum gerekir, güçlü yasama ve güçlü yargı organları. Görüldüğü üzere yasa özgürlüğü eşitlik ilkesine bağlıdır. Öyleyse eşitlik kavramı siyasal anlamda özgürlüğün temelidir.

  1. Siyasal özgürlük: Yasa özgürlüğünden sonra söz söyleme özgürlüğü gerekiyor, insanlar düşündüklerini söyleyebilmelidirler, ancak bu özgürlük yasa özgürlüğü olmadan gerçekleştirilemez. Yasanın dışında tutuklanabilen, baskıya maruz kalan insan düşündüklerini söyliyemez. Ayrıca bu özgürlük çeşitli açılardan kısıtlanmış bir özgürlüktür. Yasalar başkalarına zarar verecek düşüncelerin ifade edilmelerini yasaklamaktadır. O zaman şu soru akla gelir: Başkalarına zarar verecek düşünceler hangileridir? İşte bu konu yüzyıllardır tartışılmaktadır. Peki başkaları kimlerdir? Eşitlik gerçekleşirse “başkaları” kavramı olur mu? Olmaz. O zaman başkalarına zarar verme durumu olmayacaktır. Başkalık kavramı eşitlik kavramı ile kökten ilgili bir kavramdır. Başkalaşmak eşitsizliğin bir ürünüdür.

O halde yasalar karşısında eşitlik, eşitliğin bu alandaki siyasal anlatımı, başkalaşmayı önliyememektedir. Yasalar söz özgürlüğü konusunda başkalarına zarar vermemeyi öngördüklerine göre başkalarının varlığını onaylamaktadırlar. İşte burdaki çelişme, üstünde önemle durulması gereken bir çelişmedir.

  1. Söz özgürlüğünün tabi sonucu toplanma özgürlüğüdür. İnsanlar düşüncelerini başkalarına söyliyebilmeli, konuşup tartışabilmelidirler, bu da ancak toplanma özgürlüğü ile gerçekleşebilir.Birçok yasa hatta hepsi söz-düşünce özgürlüğü gibi toplanma özgürlüğünü de kısıtlamışlardır ve kısıtlamaktadırlar. İnsanlar istedikleri yerde toplanamazlar, izin almaları gerekir, bunun amacı da başkalarına zarar vermek korkusudur. Gene karşımıza çıkan sorun başkaları kavramıdır.

  2. Toplanma özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğünü ve ihtiyacını doğurur. İnsanlar özgür düşünceleri ile özgürce toplanabilmeli, özgürce örgütlenebilmelidirler. Bu ihtiyaç konuya bir çelişme daha eklemektedir. Eşitlik kavramının doğurduğu başkaları bulunmasaydı, toplanma özgürlüğü ve onun sonucu örgütlenme özgürlüğüne ne ihtiyaç vardı?

Bu çelişme söz özgürlüğü konusundaki çelişmeden özü itibariyle farklı bir çelişmedir. Birinci çelişki kısıtlama kavramıyla yasa özgürlüğü konusunda ortaya çıkmaktaydı, bu çelişme ise doğrudan doğruya yasa özgürlüğü kavramıyla örgütlenme özgürlüğü arasında ortaya çıkan bir çelişmedir. Kısıtlanmamış olsa bile örgütlenme özgürlüğü yasa özgürlüğü ilekökten çelişen bir özgürlüktür. Yasa özgürlüğü amacını gerçekleştirebilmiş olsaydı, örgütlenme özgürlüğü gibi bir kavram ortaya çıkmazdı. Bu durum ise yasa özgürlüğünün çok iri laflara karşın gerçekleştirilememiş olduğunu gösterir.


Peki bütün özgürlüklerin temeli olan yasa özgürlüğü neden gerçekleştirilememiştir?


Eşitlik kavramının anahtar kavram olduğu bellidir.


Eşitlik olmadan ne özgürlük, ne mutluluk, ne kardeşlik olur ne de ERDEM.


Erdemsizlik, tutsaklık, mutsuzluk eşitsizliğin mahsülüdür, eşitlik talep etmeden özgürlük talep etmenin hiç bir anlamı yoktur.


NOT: Bu yazının hazırlanması sırasında yer yer Orhan Hançerlioğlu’nun Varlık Yayınlarınca 1977 de basılan “Başlangıcından Bugüne Özgürlük Düşüncesi” adlı kitabından faydalanılmıştır.

 



 
ITIRAZLAR, Powered by Joomla! and designed by SiteGround web hosting